ŞÜKRÜ KARAKUŞ – SUFİ BAHÇELERİ

Bahçe kültürü; tarihsel süreç içerisinde genel hatlarıyla batıda seyretmek, doğu toplumlarında ise içinde yaşamak fikri ile gelişmiştir. Hangi uygarlık olursa olsun hepsinin kendine özgü bir bahçe stratejisi geliştirdiği ve toplumların içinde bulundukları coğrafyada topografik, ekolojik, sosyal ve kültürel nitelikler doğrultusunda bahçelerin değişime uğradığı bilinmektedir. Türk bahçe kültürü de bu temel noktaların varlığı ile mistik ve edebi bir yaklaşım içerisinde dönemsel farklılıklara paralel olarak değişimlere uğramıştır. Türk kültüründe doğanın algılanışı, özellikle göçebeliğin etkisindeki bahçe anlayışı, mülkiyet sınırları olan bir alan ile kısıtlı kalmamış; dağlar, ovalar, göller, ırmaklar bahçenin birer ögesi gibi düşünülmüş, içselleştirilmiştir…Bir anlamda cenneti tarif ve tasavvur eder bu algılama biçimi.
Doğu kültürlerinin özellikle suyla kurduğu teknik ilişki, kadim ve günceli birleştirme kapasitesi eşliğinde gelişen ekonomi politiğin bir imgesi olarak bahçeye de yansımış ve böylece bahçe kültürü geleneksel ve evrensel olanla bağlar kurmuştur.
Ayrıca doğu filozoflarının “bahçe içre temâşâ”larında gezinerek, düşünerek doğa ile kurdukları şiirsel diyalog bahçenin bu kültürlerdeki vazgeçilmezliğini de işaret eder.
Öteden beri çalışmalarında yerelle evrensel arasında sıkı bağlar arayan Şükrü Karakuş desen tadında sürdüğü Sufi Bahçeleri serilerinde doğu kültürlerinde önemli yer tutan bahçeye; suya ve organik biçimlere göndermeler yapıyor. Sanatçının çalışmaları topografik fotoğrafları ya da gövdenin içini gösteren radyografileri andırırlar. İrili ufaklı dağlar, ovalar, ırmaklarla ya da , birden bire belireveren yumru bitkiler, dikenliler, çalılarla; börtü böcek, yılan, çayan, kertenkelerle hayali bir cennet yaratır sanatçı… Saf pamuktan veya elle yapılmış kağıtlar üzerine kurşun kalem, kömür veya grafitle kıvrıla kıvrıla, döne döne gerçekleştirdiği bu desenler bir yandan, kıvrılarak akan gümüşi-kurşuni ırmaklar ile, diğer yandan semazenlerin bitmeyen, helezonik dönüşleriyle organik bağlar kurarlar. Deseni boyanın ağırlığından; döneni bedensel ağırlığından kurtarmaya dönük bu davranış bir anlamda meditasyona, acıdan arınmaya, cenneti aramaya denk düşer.