BAKIŞ II

‘’Türkiye’de yaşayan İranlı kökenli sanatçı Banu Anka, hayatındaki izlerden yola çıkarak ürettiği işlerle karşımızda… Anka’nın kişisel deneyimlerini rüyalarla harmanladığı sergideki işler, hiper-realist bir desen eğilimine doku oluşturan lekesel elementler eklenmesiyle bütünlük kazanıyor. Bu da sanatçının kendine has uslubunu pekiştiriyor. Eklektik tuvallerde izleyiciye bakan durgun yüzlerin odak noktasını gözler oluşturuyor. Kompozisyonlarına canlı renklerle uyguladığı dokularla hareket veren sanatçı bu dokuların içine zincirler, kapılar, çiviler gibi metafor olarak yeniden yorumladığı öğeleri ekliyor. Son derece titiz ve detaycı çalışmalarıyla İran’da aldığı akademik eğitimi kusursuz bir şekilde çalışmalarına yansıtan sanatçının resimlerinde hem İran’a ait kadim kültürden izler görmek hem de bu izlerin çağdaş uygulamalarını gözlemlemek mümkün. Eserlerinde yarattığı dengeli ve güçlü doku, desenleri ve hiper-realist figüratif yorumları desteklerken, renk ve formla ortaya çıkan kompozisyon-lar insanın çevresiyle ilişkisine odaklanıyor. İzleyicinin kendini tuvalde ona dikkatlice bakan gözlerle özdeşleştirmesine ve o gözlerden bakmasına ön ayak oluyor. ‘’ (İdil Deniz Türkmen)

Bahri Genç, son dönemde çalışmalarını portre üzerinde yoğunlaştırarak daha çok insan yüzündeki ifada derinliğini soyutlamacı bir tavırla ele alarak metaforlarla saydam anlam katmanları oluşturur. Sanat tarihinin önemli ustalarından Rembrandt , Titian, Velazquez ve Frans Hals gibi ressamların tekniğini özümsemiş olan sanatçı, ifadeyi güçlendirmek adına geniş fırça ve spatüller kullanarak yarattığı jestüel tavrıyla , farkli, etkileyici bir teknik ortaya koymuştur.

Gazi Sansoy, sanatçının farklı deneysel yöntemlerle araştırıp geliştirdiği, ilginç tekniklerle ürettiği Yüzsüzler Serisi işlerinde, sanat tarihinden imgelerle sanal dünyanın imgelerini birleştirerek yeniden yorumlar, bunları belli bir üslup ve bütünlük içerisinde ortaya koymaktadır. Minyatürler serisi üzerinde çalışırken, figürlerin ardında kalan renk lekelerinden esinlenerek ortaya çıkmaya başlayan Yüzsüzler serisinde sanatçı, Rönesans sonrası Batı Avrupa resim geleneğini hicivsel ve ironik bir biçimde yorumlayarak müdahalelerde bulunur. Sansoy, yüzlerce yıllık imgeler ile günümüzden imgeleri, aykırılıklarını da vurgulayarak muazzam bir ahenk içinde birbirleri ile harmanlar.

Malik Bulut ise, mermer ve metal malzemenin doğasını zorladığı heykellerinde, geleneksel dili çağdaş bir yorumla güncelleyerek; her türlü duygu, düşünce ve kavramın estetik bağlamını koparmadan imgesel bir dille aktarılabileceğini örnekliyor.